DESTANINI YAZDI MUSTAFA TURAN

10 Kasım 2011
0 Haber Yorum

DESTANINI YAZDI MUSTAFA TURAN

DESTANINI YAZDI MUSTAFA TURAN

 

Vahdettin Yılmaz

Öğretmen - Şair

 

Bu gün her nerede olursanız olun,sevdiklerinize bir ‘alo’ deme, halını hatırını sorma ve sesini duyma şansınız vardır. Elbet ki hasret duygusu çoğu zaman ahizenin ucunda ki ‘alo’ sesiyle son bulmasa da, bu imkanı hiç kullanamayan babalarımızı,dedelerimizi düşününce ne kadar şanslı olduğumuzu da bilmeliyiz. Bilmek güzel ama bu insanların gurbette geçen günlerinin biriktirdiği memleket hasretinin hüznünü yüreğimizde hissetmemek mümkün değil. İnsan olmanın çok önemli bir özelliği de geçmişe bakabilmekte.

 

Neydi o geçmiş?

Yorganlarını sırtına vurup gurbet yollarına düşen insanları ayakta tutan güç nerelerinde gizliydi? Camuşlu Köyü’nden gurbete bilet alıp da, şairin “Bu ne biçim ağustos sırtımda yorgan üşür?” diyerek ifade etmeye çalıştığı yoksulluk üşümesini alt edebilmek için eminim ki türkülerin yanında bir şiiri de dillerinden düşürmüyorlardı. Cumhuriyetin çınar insanlarından, öğretmen, şair ve bir folklor uzmanı Mustafa Turan yazmıştı bu şiiri. Bu gün köyümüzde yetişen yeni kuşakla bu şiirin anlattığı Camuşlu'daki eski kuşağın kültürel olarak birbirlerine bağlanması, bu şiirin yoruma açılmasındaki en önemli sebeptir.

 

Halk şiirinin ‘ilham’ geleneğinde bir kural vardır. Şair ilk dörtlüğü veya ilk iki mısrayı yaşadığı bir duygusal an sonucu ele geçirir. Buradan elde ettiği kafiye ve ayaklardan bir çağrışım oluşturarak şiirin tamamına varır. Galiba halk şiirinde ilham denilen olay da bu iki mısra veya dizeyle başlayan duygu tetiklemesi olayıdır. Serbest tarz şiirde de bir öncü dize şiiri tetikler ama serbest tarz şiir daha çok şairin uzun süre aklında tasarlamasıyla oluşur.Yani halk şiiri tarzında yazan şairler, yazacakları şiiri kafalarında günlerce tasarlamazlar. İlk dörtlüğün ayak ve kafiyesini ele geçirince şiiri tamamlarlar. Bu yüzden ben yıllarca tasarlama işinin sadece serbest şiire ait olduğuna inanmıştım.

 

Ama bir gün Mustafa Turan’ın “ Camışlı Köyü’ne’’ adlı şiirini okuyunca çok şaşırdım. Şiir, halk şiiri geleneğinin getirdiği disiplinden hiç taviz vermezken, aynı zamanda serbest tarz şiir disiplininin dayandığı, tasarlama yoluyla yaratma eylemini de çok açık bir şekilde gerçekleştiriyordu. Böylece hem halk şiiri geleneğiyle yazılmış, hem de serbest şiire ait bir tekniğe baş vurmaktan çekinilmemişti.

 

Şiir yaratım teknikleri açısından bana ilginç gelen bu şiir, gurbetçi her Camuşlu köylüsünün  de gönül vatanıydı. Bu şiirin nasıl oluştuğu konusunda değerli zamanını alarak bir telefon konuşması yaptım Mustafa Turan’la.Köy enstitüsünü bitirirken bir köy incelemesi yapın, denilmiş.Bu inceleme için kendi köyünü seçmiş Mustafa Turan.Bugün Camuşlu Köyü’nün tarihine ışık tutabilecek, her araştırmaya kaynaklık oluşturabilecek bir inceleme oluşturmuş böylece. İşte bu inceleme sürecinde “ Camışlı Köyü’ne” adlı şiir de yazılıp, tamamlanmış..

 

Şiiri açalım:

 

Köyün en yaşlısı Yusuf Dede’ye,

Sordum: şereflimidir mazin Camışlı.

Hükmedermişsin yirmi dört köye,

Geçermiş her yanda sözün Camışlı.

 

Yusuf Dede’yle başlamak istiyorum.Yusuf Dede bugün Pınargöze Mahallesi’nde oturan İrfani Yıldırım’ın babasıdır.Mustafa Turan,ona köyün mazisini sorarken Yusuf Dede yüz yirmi yaşındaymış.Cumhuriyet kurulmadan önce,yani Osmanlı’nın son dönemlerinde Camuşlu Köyü idari merkez yapılmış ve çevresinde bulunan yirmi dört köye oradan hizmet verilmiştir.Görüldüğü gibi şiirin her mısrası bir vakanüvisin titizliğinden geçmiş gibidir.Ama edebi anlamını çoğaltan bir geçiştir bu.

 

Beylikle geçirdin eski çağını,

Yıl be yıl artırdın bahçe bağını.

Çoğaltayım derken bülbül zağını,

Cennete çevirdin yazın Camışlı.

 

Camuşlu’da sığırcık kuşlarına,karazağ denir.Camuşlu Köyü ağaçlandıkça, onun bağlarındaki bülbüller ve meyvelerini yemeye gelen karazağlar da çoğalmıştır.Oğuzlar’ın,Akkoyun’lu beylerine otağlık,yurtluk etmiştir Camuşlu yıllar yılı.

 

Küçük göller sarmış bütün her yanın,

Sevinçle geçiyor günün devranın.

Pekte çok oluyor düğün seyranın,

Ne mesuttur gelin kızın Camışlı.

 

Camuşlu’da, köyün içindeki Kaz Gölü’yle başlayıp, adeta bir plaja dönüşen Zoğ Göl’e, Ağdaş Gölü’ne varana onlarca göl adı sayabilirim bir çırpıda.Şairin her dizeyi gerçeğin bizzat kendisinden devşirerek anlatması burada da sürüyor.

 

Yerli sanatları elde tutarsın,

Başta çömlekçilik öne atarsın.

Komşu köylerine meyve satarsın,

Böylelikle artar hazın Camışlı.

 

Camuşlu da gav denilen bir toprak vardır.Yeter ki elinden iş gelen olsun.Yoğur,çevir ne istersen onu yap bu toprakla.Başta tandır yapımı olmak üzere her türlü çömlekçilik yapılırmış geçmişte.Hatta Camuşlu Köyü’nün toprakla, kille, gav’la bu kadar uğraşmasının sonucu çoğu komşu köylümüz Camuşlululara takılmak için,gav yiyenler,dermiş.Kim bilir belki hâlâ diyenler de vardır!..

 

Aşıklığı aldın Rüşan’la ele,

Şamil de söylenip çalmadı dile.

Şehzade tezene vurmadı tele,

Cemal’le başladı sazın Camışlı.

 

Rüşen, izini adını, sanını Mustafa Turan’dan başka kimsenin bilmediği, Camuşlu’daki şiir geleneğinin Cemal Hoca’dan önceki cılız sesidir.Aşağı köy’de oturan Casim Yıldırım’ın babası Zeynel Yıldırım’ın dayısıdır.Yani köyde bilinen adıyla Papo Hala’nın kardeşidir,Rüşen. Köydeki Dokumacı soyadlı ailelerin akrabasıymış. İki gözü kör ve hiç evlenmemiştir Rüşen. Saz çalar, doğaçlamadan şiirler söylermiş.Yine Mustafa Turan’ın o engin hafızasında kalmış kimi dörtlüklerini yazarak Rüşen’in nasıl şiir yazdığı konusunda biraz aydınlatmaya çalışayım sizi.

Rüşen,Akif Turan’a ait bir değirmenin ağır çalışmasını şu dörtlükle hicv etmiştir.

 

Kara karga gibi seker

Saatte bir dane döker

Müşterinin belin büker

Kerim Bey’in değirmeni

 

Bu değirmenin eski sahibinin adı Kerim Bey diye birisiymiş. Akif Turan almış olsa da değirmenin eski sahibiyle anılan adı değişmemiş.

Ruşen’in hiç evlenmediğini yazmıştım.Belli bir yaşa gelip de, kör de olsa hiç evlenmeyen bir insana takılmadan durulur mu? Bu evlenmemesine ilişkin takılmalardan birine verdiği cevaptan olsa gerek şu dörtlüğü söylediğini yine Mustafa Turan’ı kaynak göstererek yazmak istiyorum.

 

Sazımın telleri pekmez,

Çalarım çalarım ötmez.

Ergen kıza param yetmez,

Dullar da beni beğenmez.

 

Mustafa Turan’ın şiirinde adı geçen Şamil ise Pınargöze mahallesinde yaşamış Şakir Deniz’in babasıdır. 1918 yılı Ermeni baskınlarında şehit düştüğü bilinmektedir. Şiirleri yazıya geçirilmediği için zamanla unutulmuştur. Bu gün akıllarda birkaç tane şiiri vardır.Sait Küçük, Mücahit Önal ve Günür Karaağaç’ın hazırlayıp yayınladıkları “Kağızman’a Ismarladım Nar gele’’ adlı kitapta Şamil’den iki şiir bulunmaktadır.” Gelenim Yoktur’’ ve “ Yaralı Mıdır ?”  adlı bu iki şiir baştan başa hasret temasıyla işlenmiştir. Yine Şamil’de Camuşlu Köyü’ndeki şiir geleneğinin Cemal Hoca öncesi başlatıcılarından birisidir.

 

Mustafa Turan’ın şiirinde adı geçen Şehzade, şu an Camuşlu Köyü’nde oturan Ahmet Önalan ile Mehmet Önalan’ın babaları, aşık Selahattin Önalan’ın dedesidir.Cemal Hoca’yla aynı dönem’de yaşamıştır.Yaşça Cemal Hoca’dan küçük olmasına rağmen ondan önce ölmüştür.Yine Sait Küçük, Mücahit Önal ve Günür Karaağaç’ın hazırlayıp yayınladıkları yukarıda adından söz ettiğim “Kağızman’a Ismarladım Nar Gele” adlı kitapta; Şehzade’nin Cemal Hoca’dan etkilendiği belirtilse de ben bu görüşe katılmıyorum.Kitapta yer verilen iki şiirde bile Şehzade’nin kendine özgün bir şiir yapısının olduğu görülür.İçten bir ah, kavuşamamanın, yapamamanın yanık duyguları ve hasret gibi temalar Şehzade şiirinin belli başlı içeriğidir.Hele Atatürk’e yazdığı şiir ise onun kendine olan güveninin sanatsal ifadesidir. Ama saz çalmak ve aşıklık geleneğinin değil.Çünkü bu gelenek Cemal Hoca’yla kökleşmiştir. Ama Şehzade sadece şiir yazma geleneğinin sürdürücüsüdür.İşte bundan olması gerek ki Mustafa Turan’da şiirinde: “Cemal’le başladı sazın Camışlı”  demiştir.

 

Kaydı toprakların açıldı yaran,

Köy yeri değişti olmadı veran.

Destanını yazdı Mustafa Turan,

Okunsun her yanda yazın Camışlı.

 

Camuşlu Köyü 1957 yılında o an bulunduğu konum itibarıyla heyelan tehlikesiyle karşı karşıya kalmış ve köyün büyük bir kısmı Pınargöze mahallesine taşınmıştır. Ama köyün eski çekirdek yerleşimini oluşturan alan da her şeye rağmen terk edilmemiş, yeni evler yapılarak eski köy yeri de şenlendirilmiştir. “ Köy yeri değişti olmadı veran” mısrasıyla kastedilen bu olsa gerek.

 

Bugün eski köy yerinde, Pınargöze’de,Hastaş’ta ve Salıtın Önünde olmak üzere dört mahalle üzerine dağılmış bir köydür Camuşlu.Her evin önünde açılan derin bahçeleriyle uzaktan izlendiğinde kocaman bir şehri andıran görüntüsüyle Mustafa Turan’ın destanına daha laik bir köy olmuştur Camuşlu. Anadolu köylerinin, ektiğini biçemeyen, biçtiğini satamayan, sattığını yetiremeyen dertlerinden o da muzdariptir. Ama okulunun adını bir şairden alan,yine Mustafa Turan’ın büyük çabalarıyla gün ışığına çıkarılan Yazılıkaya ve Kurban Ağa Mağarası gibi ilkçağ kalıntısı eserleriyle Türkiye’nin gelecek Kültürel projelerinde de yer alacak şanslı bir köyüdür aynı zamanda.

 

Benim hayalimde gezen ise ya Erzurum Atatürk Üniversitesi ya da Kars Kafkas Üniversitesi’nin bir gün ”Cemal Hoca Şiir Kürsüsü” adıyla bir bölüm açacağı beklentisidir. Bunca şairi yetiştirmiş ve yetiştirmeye de devam eden bu şiir gözesine yakışan da bu olmaz mı?

 

Bu şiiri çözmemde bana yardımda bulunmayı esirgemeyen saygı değer büyüğüm, cumhuriyet çınarı Mustafa Turan’ı bir kez daha rahmetle ve saygıyla anıyorum.

 

Gönderen: Vahdettin YILMAZ

 

 .

Yorumlar(0)
Facebook hesabınızla yorum yapın:




Veya Facebook'a bağlanmadan yorum yapın:

Rumuz veya Ad/Soyad*

E-posta*
(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*




(Yukarıdaki güvenlik kodunu giriniz)

KAĞIZMAN'DA NOBETCİ ECZANELER

BU HAFTAKİ NÖBETCİ ECZANELER

PAZARTESİ-ŞİFA ECZANESİ

SALI--NUR ECZANESİ

CARŞAMBA-ALTUN ECZANESİ

PERŞEMBE--ARAS ECZANESİ


CUMA---KAĞIZMAN ECZANESİ

CUMARTESİ,YASİN ECZANESİ

PAZAR--TAMER ECZANESİ

BİZLERDE KAĞIZMANFM OLARAK HASTALARA ACİL ŞİFALAR DİLERİZ,



PLAYER TUŞUNA BAS,KAĞIZMANFM CEPTEN CANLI DİNLE,

 
AnketAnket

YENİ TEMAMIZI NASIL BULDUNUZ,

İDARE EDER,
NORMAL
İYİ
ÇOK GÜZEL,
Çok Okunanlar Çok Okunanlar
Son YorumlarSon Yorumlar
Anasayfa'ya Git Anasayfa
Foto Galeri Foto Galeri
Video Galeri Video Galeri
Yazarlar Yazarlar
Yazarlar Künye
Yazarlar İletişim
Bu sitede yayınlanan içerik izinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Yazılım: Codec Haber